20 Aralık 2011 Salı


  Öylesine saçma bir bilinmezliğin içindesin ki şimdi. Hiç olmadık yerde, olmadık hayaller kuruyorsun. Nedensizce küsüyorsun o'na. Hani çocukken yaptığın gibi, büzüyorsun kollarını. Sonra usulca gidiyorsun odana. Kapının ardında seni bekleyen bir "o" varmışcasına korka korka atıyorsun adımlarını. Hayal kırıklığı yaşamaya o kadar alışkınsın ki. Düşünüyorsun.
  Saate bakıyorsun, "04.04" 
  Ahh, hayır. "O da beni düşünüyor" diyerek mi avutacaksın yoksa kendini?
  Yelkovanları birbirine denk görünce onun aklına sen gelmiyorsun ki. İzlediği romantik filmde de yoksun hani. Sıcacık battaniyesinin altında telefonundan mesaj geldiğini görünce sevinmesinin sebebi, sen değilsin.
   Değilsin işte. Olmayacaksın da zaten.
   Sen sadece içindekileri yazmakla yetindin çünkü.
   Hadi, bırak onu suçlamayı.
   Konuşma'yı deneseydin böyle olmazdı belki. Ama sen hissettin ve yazdın sadece.
   "Hissetmek&Yazmak"
   Ne kadar güzel bir ikili oysa. 
   Ama yetmedi değil mi? Yetmedi.




   Bak, gün ışıyor. Ürkekçe bekleme güneşin doğuşunu. Elinde kalemin, masanda süslü defterin. Biliyorum, yazmak istiyorsun yine, sonuna kadar yazmak. Amaçsız ve nedensiz. Diline gelmeyen kalemine gelsin istiyorsun. 
   Yapamıyorsun. En iyi bildiğin şeyi yap o zaman. Aşık olduğun şarkılarını yanına al ve deliksiz uykuya merhaba demeye başla. Gözünün kızarıklığını böyle kapatabilirsin ancak.
   
    İyi uykular sana.

3 yorum:

Hayat Cafe Tarifleri dedi ki...

Süper bir yazıydı canım yaa..:))
Zevkle okudum
Sevgiler.
Takibindeyim.

Amelia's De-ssert dedi ki...

Hello, thank you for following me. I'm following you too. I'll use google translate to read your posting later. Have a nice day.

Humberto Dib dedi ki...

Great blog.
Cheers from Argntina!
HD