12 Mart 2012 Pazartesi

Ağğğ.

   YARIN MATEMATİK SINAVIM VAR VE BEN HASTALIKTAN GEBERİYORUM. ÜSTELİK VİTAMİNDEN DERS DİNLEMEK İÇİN AÇTIĞIM BİLGİSAYARIMDA BLOGUMA GİRİP BUNLARI YAZIYORUM.
   BU SIRALAR HAYATIMI GÜZEL KILAN TEK ŞEY, ÖNÜMÜZDEKİ HAFTASONU OKULLA BİRLİKTE BURSA TÜYAP KİTAP FUARINA GİDİYOR OLMAM. HATTA ONDAN SONRA DA DERBİYE GİDECEĞİM SANIRIM. AMA ŞİMDİ YAPMAM GEREKEN TEK ŞEY BURAYI BIRAKIP, IHLAMURUMU ALARAK LOGARİTMA, TOPLAM SEMBOLÜ, BİNOM, OLASILIK GİBİ  KONULARA ÇALIŞMAK. NE KADAR DA EĞLENCELİ (!)
   HE BİR DE BÜYÜK HARFLERLE NEDEN YAZDIĞIMI HİÇ BİLMİYORUM. DİKKAT ÇEKMEK Mİ DESEM, EFENDİME SÖYLEYEYEYİM YILMAZ MORGÜL SITAYLA MI DESEM NE DESEM.(TWİTTER KULLANANLAR BİLİR.)
   BAK YİNE SAÇMALADIM.
   SONUÇ OLARAK, LİSE 3 OLMAK ÇOK ZOR.

16 Şubat 2012 Perşembe

   Bugünü benim tarihe geçirmem lazım! Evet kesinlikle, hem de altın harflerle. Zira ilerde geçmişe dönüp baktığımda ziyadesiyle bol bol kahkaha atabileceğim bir durum var ortada.
   Evet, gelelim konuya. Bugün xxx öğretmenim tam anlamıyla "ayakkabısını eline alıp" içindeki pislikleri temizledi. Evet bakınca iğrenç ötesi bir durum ama bir o kadar da gülünesi. Yarab herkese bol keseden akıl dağıtırken bu kadına neden böylesine elin sıkı davrandın he? Bildiğin kadın ayakkabısını çıkardı, alt kısmını avuçlayarak içini temizledi.
   Ayakkabı deyince topuklu çok havalı bir şey zannedenler, tövbe deyin. O okula basma etek giyip gelen biri ki, ayakkabısı da seksenlerin siyah kunduralarından. Ariivariiva.


Kendime Not: O kadını liseden mezun olduktan sonra görürsem kulağına "o iğrenç çiçekli böcekli eteğini, iğrenç ayakkabını, iğrenç takılaırnı, iğrenç kazağını, 0,0001 ml lik kaşlarını ve iğrenç saçlarını unutnadık hocaaaaa" diye fısıldayıp kaçacağım.

26 Aralık 2011 Pazartesi


 Gözlerinde kaybolmaya cesaret edemedim ben daha önce. Hiç olmayı göze alamadım. Yüzün aklıma gelince mıhlanıp kalmadı bende yelkovanlar. Ya da, ansızın gelen bir misafir gibi konmadı benim yüreğime sevgin. Tek hece, tek kelime mısra mısra dizilmedi kalbime işte. 
    Sabah yağmurun ıslattığı buğulu camdaki kalp'e baktığımda seni göremedim bir türlü.   
    Belki dedim. Bir ihtimal dedim.
    Olmadı. 
    Yani, avutmadı gözlerin işte.
    Benim geçiştirmelerim, senin tüm samimiyetin avutmadı.
    Sadece kaybolduğumu hissettim. İkilemde kaldığımı bile yeni farkettim.
    Sonra o noktaya odaklandım. Beynimin içindeki tüm saçmalıkları bir yana bırakıp, aklıma sen'in gelmeni bekledim. Gelmedin. Gelmeni istemedim, gelmeyi istemedin. Sıkıldın dimi?
    Kim bilir belki hangi gün, hangi saat, hangi söz, hangi film, hangi şarkıda yanıma gelecektin.
    Sahi, sen de benimle aynı fikirde miydin?

20 Aralık 2011 Salı


  Öylesine saçma bir bilinmezliğin içindesin ki şimdi. Hiç olmadık yerde, olmadık hayaller kuruyorsun. Nedensizce küsüyorsun o'na. Hani çocukken yaptığın gibi, büzüyorsun kollarını. Sonra usulca gidiyorsun odana. Kapının ardında seni bekleyen bir "o" varmışcasına korka korka atıyorsun adımlarını. Hayal kırıklığı yaşamaya o kadar alışkınsın ki. Düşünüyorsun.
  Saate bakıyorsun, "04.04" 
  Ahh, hayır. "O da beni düşünüyor" diyerek mi avutacaksın yoksa kendini?
  Yelkovanları birbirine denk görünce onun aklına sen gelmiyorsun ki. İzlediği romantik filmde de yoksun hani. Sıcacık battaniyesinin altında telefonundan mesaj geldiğini görünce sevinmesinin sebebi, sen değilsin.
   Değilsin işte. Olmayacaksın da zaten.
   Sen sadece içindekileri yazmakla yetindin çünkü.
   Hadi, bırak onu suçlamayı.
   Konuşma'yı deneseydin böyle olmazdı belki. Ama sen hissettin ve yazdın sadece.
   "Hissetmek&Yazmak"
   Ne kadar güzel bir ikili oysa. 
   Ama yetmedi değil mi? Yetmedi.




   Bak, gün ışıyor. Ürkekçe bekleme güneşin doğuşunu. Elinde kalemin, masanda süslü defterin. Biliyorum, yazmak istiyorsun yine, sonuna kadar yazmak. Amaçsız ve nedensiz. Diline gelmeyen kalemine gelsin istiyorsun. 
   Yapamıyorsun. En iyi bildiğin şeyi yap o zaman. Aşık olduğun şarkılarını yanına al ve deliksiz uykuya merhaba demeye başla. Gözünün kızarıklığını böyle kapatabilirsin ancak.
   
    İyi uykular sana.

14 Aralık 2011 Çarşamba

Yazılıdan önce yapılması gerekenler;

"Bol bol" uyu: Eve gelir gelmez uyu, çok yorgunsun çünkü. Hem de her zamankinden daha fazla. Çünkü neymiş, yarın sınav varmış. Tak kulaklığını ve yaklaşık beş saat uyu. Net.

İnternette gezin: Kalkar kalkmaz internete gir, çünkü senin bahanen var. Ders çalışacaksın ya orda hani. Teoride böyle olsun da, pratikte tabiki facebook, twitter gibi sosyal ağlarda fink at. Arkadaşlarınla sohbet et. "Yae yarın matematik sınavım var ve hiçbişey bilmiyomm:(((" diye söylen. Yanına bir aile bireyi yaklaştığı vakit, hemen ekol hocayı aç. Çabuk, yakalanacaksın.

Sıra televiyonda: Bugün televizyonda en sevdiğin dizi var! Ohahahoahahaha. Kaçar mı lan bu? Kuzey havalı havalı küfrediyo, osman ağlıyo yazık. Azcık(!) dur, sonra çalışırsın. Kasma kendini. Lan! E saat 11.30 olmuş?! Git odana. Şimdi de telefonundaki mükemmel playlist, tüm cazibesiyle karşında. Aç ve hepsini dinle. Çok güzeller tabi. E dinledin, böyle bir gevşedin. Karnında kelebekler uçuşuyor. O da ne? Buzdolabıyla bakış, ve nu-tel-la! Yeppa yeppa.

Kültür şart: Bitirdin bunları dimi. E hafiften uykun da geldi. Şimdi ortalarında olduğun, o sürükleyici ve  mükemmel polisiye romanını eline al. Yatağa uzan. Immm çok heyecanlı. Ev-vet. Şimdi göz kapakların yer çekiminin etkisine kapıldı.

Vicdanınla yüzleşmeyeceksin tabiki: Hiç bakmadın bile kitaba dimi? Ama yüreğinin rahat etmesi, vicdanınla yüzleşmemen için biraz göz gezdirmen lazım. Al o matematik kitabını eline. Oku, soru çöz(meye çalış). Konuyu anladın bence. Çalışmışsın abi sonuçta.

Yarın serviste göz gezdirme ümidiyle uyuyorsun şimdi. Hadi ama yapma corc. Elinden geleni yaptın sen. Tatlı uykular.
Ne? Hayır hayır. Kötü not alışını rüyanda görmeyeceksin tabiki.



Öpüyorum çok.